3 Ekim 2011 Pazartesi

BELİRSİZ ALACAK DAVASI İLE İLGİLİ SIK SORULAN SORULAR.

1- BELİRSİZ ALACAK DAVASI NEDİR?
Belirsiz alacak davası, davacının dava açarken alacağının belirlenmesinin imkansız olduğu ya da kendisinden beklenmeyecek durumda olduğu hallerde, talep sonucunu tam olarak belirtmesine gerek olmadan dava açabilme olanağıdır.

2-BELİRSİZ ALACAK DAVASI HMK' NIN KAÇINCI MADDESİNDE DÜZENLENMİŞTİR?
Belirsiz alacak ve tespit davası HMK m. 107'de düzenlenmiştir.

3-BELİRSİZ ALACAK DAVASINA HANGİ DURUMLARDA BAŞVURULUR?
Bazı hallerde davacının para alacağını dava açarken tam olarak belirlemesi mümkün değildir. yani dava konusunun tutarı bazen davanın başında belirlenebilir halde olmayabilir. bu durum özellikle haksız fiillerden doğan tazminat davalarında davacının dava açtığı sırada zararını tam olarak belirleyebilmesinin mümkün olmadığı hallerde söz konusu olmaktadır.

4- BELİRSİZ ALACAK DAVALARINDA HARÇLAR NASIL BELİRLENİR?

Belirsiz alacak davalarında asgari bir miktar gösterilmek zorundadır. Davacı harçlarını bu asgari miktar üzerinden ödemek zorundadır. Yani eski kısmi dava sistemindeki durumun aynısı olacaktır. Ancak daha sonra dava esnasında miktarın belirlenebilir hale gelmesinden sonra o miktar üzerinden harç yeniden hesaplanarak, eksik miktarın tamamlanması gerekir.

5- BELİRSİZ ALACAK DAVALARINDA ZAMANAŞIMI NE OLACAKTIR?

Bu konu henüz tartışmalıdır. Doktrinde çok net olarak ifade edilmese de Pekcanıtez/Atalay/Özekes(Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.300, 301) ve İbrahim Ercan (Konya Barosu için Düzenlenen HMK Toplantısı, Konya, 24 Eylül 2011) belirsiz alacak davası ile birlikte alacağın tamamı hakkında zamanaşımının kesileceği görüşündedirler. Gerçektende bu yorum tarzı belirsiz alacak davasının konuluş amacına daha uygundur. Aksi halde belirsiz alacak davasının kısmi davadan sonuç açısından önemli bir farkı kalmamaktadır. Bu yüzden belirsiz alacak davalarında zamanaşımı alacağın tamamı hakkında kesilecektir. Çünkü alacaklı alacağının ne kadar olduğunu bilememektedir. Alacağın tamamını dava sırasında ancak öğrenmektedir.

6- MANEVİ TAZMİNAT DAVALARININ BELİRSİZ ALACAK DAVASI ŞEKLİNDE AÇILABİLMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?

HUMK sisteminde, manevi tazminat davalarının bölünemeyeceğinden bahisle, kısmi dava ile manevi tazminat davası açılamıyordu. Yani alacaklı davanın başında manevi tazminat talebinin tamamını belirtmek zorunda idi. HMK ile birlikte aynı durumun geçerli olup olamayacağı tartışmalıdır. Doktrinde çok açık olarak ifade edilmese de Pekcanıtez/Atalay/ Özekes (Medeni Usul Hukuku, s. 300) ve İbrahim Ercan artık yeni sistem ile birlikte manevi tazminat davalarının belirsiz alacak davası şeklinde açılabileceği görüşündedirler. Ancak doktrinde aksi görüşlerde bulunmaktadır. Bu görüşe göre ise belirsiz alacak davası yolu ile manevi tazminat davaları açılamaz. Çünkü manevi tazminat taleplerinin bölünememesi, manevi tazminat taleplerinin niteliği ile ilgilidir. Manevi tazminat talepleri ise nitelikleri gereği bir defada ileri sürülmek zorundadırlar. Belirsiz alacak davası ile bu durumda herhangi bir değişiklik bulunmamaktadır. Henüz yazılı eserleri olmamamaları sebebiyle bu görüş sahiplerini belirtemiyorum. Dolaysıyla belirsiz alacak davası ile manevi tazminat davasının tıpkı maddi tazminat davaları gibi daha sonra artırılıp artılma olanağının olup olmadığı net değildir. Bu Yargıtay'ın alacağı tutum ile netleşecektir.

7- BELİRSİZ ALACAK DAVASI İLE KISMİ DAVA ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?

Arasındaki farklar daha çok sonuçları bakımından belirlenebilir; Uygulama açısından en önemli iki fark şunlardır:

a- Belirsiz alacak davasında daha sonradan talep sonucunun artırılabilmesi için ıslaha gerek yoktur. Yani davanın genişletilmesi yasağı belirsiz alacak davasının talep sonucunun artırılması bakımından uygulanmaz.
b- Belirsiz alacak davasında zamanaşımının alacağın tamamı için kesileceği görüşü hakimdir.

8- BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLDUĞU NASIL ANLAŞILACAKTIR?

Belirsiz alacak davası ile kısmi davayı içerik olarak davanın başında ayırmak oldukça güçtür. Ancak belirsiz alacak davası davanın başında alacak miktarının belirlenmesinin mümkün olmadığı durumlarda açılabilir. Ancak pratik olarak kanaatimce belirsiz alacak davası açtığınızı dava dilekçesinde belirtmeniz bazı sakıncaların önüne geçmek için uygun olur. Tabiki bu hakimi bağlayıcı olmayacaktır. Eğer hakim, talep sonucu belirlenebilir bir davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını tespit ederse, bu davayı kısmi dava gibi yorumlayarak talep sonucunun artırılmasında ıslaha gitmenin gerektiğini söyleyebilir.


NOT: BU BİLGİLER BANA SIKLIKLA SORULAN SORULARDAN DERLENMİŞTİR. BURADAKİ GÖRÜŞLER YALNIZCA BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. LÜTFEN BURADAKİ BİLGİLERİ HUKUKÇU ARKADAŞLARA AMATÖRCE YAPILAN BİR KATKI VE FİKİR ALIŞVERİŞİ OLARAK DEĞERLENDİRİNİZ.
HAKAN ALBAYRAK

6 yorum:

Adsız dedi ki...

iyi günler hakan bey size sormak istediğim bir mevzu var beni bu konuda aydınlatırsanız çok mutlu olurum.. humk döneminde açılmış olan bir davada harcın eksik yatırılması nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmişse red kararının hemen ardından hmk yürürlüğe girdiyse ne yapılması gerekir?yenileme süresi humk döneminde totalde 3 ay iken yeni kanunda 2 haftalık kesin süre ile sınırlandırılmıştır bu durumda usul kanunlarının derhal uygulanması gerektiği için ne yapmalıyız?harcımı tamamlıycaz yoksa gider avansını mı ödememiz gerekir eğer gider avansı ödeyeceksek ne zaman kadar yatırmalıyız?

avukat dedi ki...

Üstadım, 1 ekim 2011 tarihinden önce kısmi dava şeklinde açtığım ölümlü iş kazası sebebi ile maddi manevi tazminat davasında talep ettiğim rakamları belirtmiş ve fazlaya dair hakları saklı tutmuştum. ancak şu anda manevi tazmiat miktarını da arttırmak istiyorum. bildiğiniz üzere 1 ekimden önce manevi tazminat taleplerinin bölünemeyeceği bu sebeple 1 defa açıklandığı zaman bu rakamın arttırılamayacağı yerleşmiş içtihattı. şu anda 1 ekimden sonra

1- mevcut devam eden kısmi davamda davayı ıslah etmeksizin manevi tazminatın belirsiz alacak olması sebebi ile yeni bir dilekçe verip manevi tazminat talebimi geçici talepten kesin talebe dönüştürerek arttırabilirmiyim.

2- yeni hmk 1 ekimden sonra yürürlüğe girdiği için, belirsiz alacak davası da ancak bu tarihten sonra söz konusu olabilir, bu sebeple talebimi ıslah ederek; davamın belirsiz alacak davası olduğunu (kısmi davadan belirsiz alacak davasına döndüğümü) bu sebeple dava açtığım tarihte hakkımı saklı tutmam sebebi ile manevi tazminatımı da arttırdığımı söyleyebilirmiyim. pekcanıtez hocanın kitabının son kısmında yürürlük başlığında bu hususun olabileceğinden bahsetmiş ancak bu durum da, acaba Yargıtay uygulamasında manevi tazminat alacağının bölünemeyeceği (zira davayı açtığınızda bu durum belli iken miktarı belirtmişsiniz) ilkesine ters düşermi. görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim

Adsız dedi ki...

hocam merhabalar, bu sayfayı olduğu gibi tumblr ya da wordpress'e taşıyabilir misiniz? blogger cidden çok kullanışsız. eski bir öğrencinizden ufak bir rica... :)

Adsız dedi ki...

2010 yılında yol çalışması sebebiyle karayollarını arazideki ağaçlara verdiği zararı tespit ettirip karşı tarafa tebliğ ettirdim.Tespite itiraz edildi.Sonra fazla ilişkin haklarımızı saklı tutarak belli bir miktar göstererek tazminat davası açtım.Yargılama sırasında bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenen bedeli talep etmek istediğimizde karşı tarafın zaman aşımı defi ile karşılaştık.Davamız belirsiz alacak davası mıdır,kısmi dava mıdır,alacağın dava dilekçesinde talep edilmeyen kısmı bir sene geçtiği için zaman aşımına uğramiş mıdır?Davamızı belirsiz alacak davası olarak yorumlayıp ıslah edebilir miyiz?Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederiz.

Adsız dedi ki...

İyi günler hakan bey FSEK kaynaklı tazminat davalarının belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün görülmekte bu durumda haksız fiilden kaynaklandığı için bir yıllık zaman aşımının artık geçerli olmadığının kabulü ile dava değerini bilirkişi raporu sonrasında ıslaha gerek olmaksızın artırabilirmiyiz? bu arada belirtmek isterimki haksız fiilin işlenme tarihinin üzerinden yaklaşık 11 ay geçmiş acaba zamanaşımına uğradığına ilişkin bir itirazla karşılaşmamak için dava değerini yüksek mi tutmalıyım ? şimdiden teşekkürler

Numan G. Ayanoğlu dedi ki...

Teşekkürler